"15 Temmuz gecesi Zekai Aksakallı'ya 'Sana yardıma gelelim' diyenler de tutuklandı"

"15 Temmuz gecesi Zekai Aksakallı'ya 'Sana yardıma gelelim' diyenler de tutuklandı"

15 Temmuz darbe girişiminde darbeci Tuğgeneral Semih Terzi'nin öldürülme talimatını veren Korgeneral Zekai Aksakallı'nın, o gece güvenli bölgeye geçtikten sonra korgeneral seviyesindeki bir grup cuntacı tarafından telefonla aranarak, "Sana yardıma gelelim" sözleriyle aldatılmaya çalışıldığı ortaya çıktı. Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu, bu isimlerin tutuklandığını yazdı. Müderrisoğlu, "O gece Aksakallı Paşa'nın konvoyunun helikopterle ateş altına alındığını, bir hellfire füzesi fırlatıldığını, korumalarından birinin bacağının koptuğunu ise yeni öğreniyoruz" dedi.

Müderrisoğlu'nun Sabah'ta "Aksakallı Paşa'nın farkı ne?" başlığıyla yayımlanan (27 Ağustos 2016) yazısı şöyle:

Unutmadan... Aksakallı, darbe girişimi sırasında peşindekileri atlatıp, güvenli bir bölgeye geçtiğinde, telefonla arayan, "Sana yardıma gelelim" bahanesi ile yerini tespit etmeye çalışan isimlerin tamamı tutuklu. Üstelik bunlar korgeneral seviyesindeydi. O gece Aksakallı Paşa'nın konvoyunun helikopterle ateş altına alındığını, bir hellfire füzesi fırlatıldığını, korumalarından birinin bacağının koptuğunu ise yeni öğreniyoruz.

Cerablus operasyonunu yöneten Özel Kuvvetler Komutanı Korg. Zekai Aksakallı'nın adını Türk kamuoyu sıkça duymaya başladı. 15 Temmuz darbe girişiminin püskürtülmesinde kritik rol oynayan Zekai Paşa'yı Türkiye'ye mal eden ve onu farklı kılan özelliklerine yakından bakalım. Ama önce bir hususun altını çizelim. Aksakallı'yı çok fazla ön plana çıkarmak ne kendisi ne de TSK'da hâlâ geçerli hassas dengeler bakımından fayda sağlar. Ancak, mevcut şartlar altında Korg. Aksakallı'nın şahsında vücut bulan ve Türk milletinin olmasını arzu ettiği özellikleri de hatırlatmakta bir sakınca yok. Aksakallı Paşa, "salon" değil, "saha adamı." Askerlik hayatını Ankara kulislerinde, karargâhlarda tüketmiş biri değil. Göreve adanmış bir komutan. 15 Temmuz sonrası, zorunlu olarak Ankara'da kaldığı, olası kıpırdanma noktalarını kontrol ettiği günlerde bile, "Benim şimdi Başika'da olmam, Suriye sınırına gitmem lazım. Hiç olmazsa oradakiMehmetçiklere, yerel dostlarımıza moral vermenin tam zamanı" diyen bir asker. Ayrıca, 15 Temmuz gecesini, aktörlerini, güncel pozisyonlarını en iyi bilen birkaç isimden biri Aksakallı Paşa. Bu nedenle bile yeri ayrı!

*** O koyu karanlık gecede, darbeci general Semih Terzi için "vur emri" veren bir komutan, bunu nasıl başardı acaba? Askerlik yapanlar bilir. Bir astsubay, generale bırakın silah çekmeyi, 50 metre öteden görse esas duruşa geçer. Peki, hepimizin kahramanı şehit astsubay Ömer Halisdemir, ölüme gideceğini bilerek ve tereddüt etmeden Aksakallı Paşa'nın emrini nasıl yerine getirdi? Aksakallı yüzbaşı rütbesinde Tunceli'deyken tanımıştı Ömer Halisdemir'i. Gözü pek bir Anadolu çocuğu idi. O günden itibaren yanından hiç ayırmadı. Uzmanlıktan astsubaylığa geçişini teşvik etti. Sınava girmesini sağladı. Hatta bizzat eşlik etti. 20 yılı aşan bağlılığın eseriydi Halisdemir. Ve iyi ki darbe gecesi Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda nöbetçiydi. Adamını seçmeyi bilen Aksakallı Paşa, Semih Terzi ve Fırat Alakuş gibi isimleri ise hiç ama hiç istememişti. Tayin ve terfilerle görünmez bir el tarafından kuşatılmıştı Aksakallı da! Lakin Paşa, hep teyakkuzda idi. *** Unutmadan... Aksakallı, darbe girişimi sırasında peşindekileri atlatıp, güvenli bir bölgeye geçtiğinde, telefonla arayan, "Sana yardıma gelelim" bahanesi ile yerini tespit etmeye çalışan isimlerin tamamı tutuklu. Üstelik bunlar korgeneral seviyesindeydi. O gece Aksakallı Paşa'nın konvoyunun helikopterle ateş altına alındığını, bir hellfire füzesi fırlatıldığını, korumalarından birinin bacağının koptuğunu ise yeni öğreniyoruz.

Demem o ki... Milletin ordusunun, milletin komutanlarına ihtiyacı var. Gözü karargâhta, aklı terfide, gönlü NATO'da komutanlarla nereye varıldığı ortada. Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada ordunun ve milli güvenliğin yedeğinin olmadığı bilinciyle hareket edilmesi hepimizin zorunluluğu...