Doların iktidarı bitiyor mu?

Doların iktidarı bitiyor mu?
Geçtiğimiz günlerde Çin Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiaochuan, Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından kontrol edilen yeni bir küresel para birimi geliştirilmesini önerdi. Zhou, yeni para birimi ile hükümetlerin kendi ekonomilerini daha etkin yönetebileceklerini düşünüyor. Zhou, 2 Nisan'da Londra'da başlayacak G-20 Toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, ABD dolarının adını vermeden, küresel finansal krizde yaşanan sıkıntıları örnekleyerek uluslararası ödemelerde tek ülkenin para birimine güvenmenin tehlikeli olduğunu iddia etmiş, krizin var olan uluslararası parasal sistemde yapıcı bir reformun gerekliliğini ortaya koyduğunu ifade ederek, yeni para biriminin ticaret, yatırım, şirketlerin, malların fiyatlandırılması ve muhasebede kullanılması gerektiğini belirtmişti. Çin’den gelen bu açıklamalar son 20 yılda çok önemli bir ekonomik güç haline dönüşen, ciddi bir sermaye birikimi ile 2 trilyon dolarlık bir rezerv oluşturan, bu rezervle dünyanın ikinci büyük dolar rezervine sahip ülkesi konumuna ulaşan bu ülkeyle ilgili çarpıcı mesajlar taşıyordu. Ekonomist Seyfettin Gürsel Referans gazetesindeki yazısında (26.Mart.2009) bu sözlerin satır arasını, arka planını okurken, bu önerinin hayata geçmesi durumunda karşılaşılacak olası sonuçları tartıştı. Gürsel aşağıda tam metnini verdiğimiz yazısını, “Yeni düzen zaman alacaktır ama doların gün batımı da başlamıştır” sözleriyle noktalıyor: Doların hâkimiyeti bitiyor mu? Çin Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiaochuan yeni bir uluslararası para sistemi talep eden açıklamasıyla bombayı patlattı. Bu, öyle bir bomba ki Başkan Zhou'nun önerisi kabul edildiği gün, küreselleşmenin yüzyılı olan 21. yüzyıl gerçek anlamda başlamış olacak. Çin, dolar egemenliğine son verecek bombanın fitilini ateşledi. Artık dolar istemiyoruz dedi. Keynes'in 1944 yılında Bertton Woods'da savunduğu ama muzaffer ve mağrur Amerikalılara kabul ettiremediği fikre, 'dünya parası' (Bancor) fikrine geri dönmenin zamanıdır dedi. Çin ne istiyor? Gayet basit: Dış ticaret fazlası ile büyüyen bir ekonomiyim, bundan da vazgeçmeye niyetim yok diyor. Üretiyorum ama yemiyorum, yemediğimi de başta Amerikalılar olmak üzere dünyaya satıyorum, istihdamımı ve gelirlerimi artırıyorum. Bu büyüme modelim sürekli cari işlemler fazlası üretiyor, bu fazlayla da gidip neredeyse tek uluslararası rezerv para olan dolar cinsinden varlıklar satın alıyor, kasama istif ediyorum diyor. İstif ediyorum da ne oluyor? Helikopter Ben işleri çığırından çıkardı, durmadan dolar basıyor, Obama da bütçe deliğini genişlettikçe genişletiyor, bu doların sonu kötü, ben artık almayayım diyor. Tabii ki Başkan Zhou böyle demedi. Bu benim yaptığım özgün bir arka plan okuması. Ama işin özü budur. Çin ABD'nin küresel dengeleme planına karşı çıkıyor. ABD, dolar egemenliği devam etsin ancak Çin parasını dalgalanmaya bırakarak değerinin yeterince artmasına izin versin istiyor. Ayrıca Çin iç talebi desteklesin, sosyal devleti geliştirsin ve böylelikle dış ticaret fazlalarına son versin istiyor. Bu arada da Çin'in 2 trilyon dolarlık rezervlerinden bir bölümünü IMF'nin kullanımına vermesini, IMF de bu paralarla (dolarlarla) cari açık veren ekonomileri destekleyerek küresel talebe katkı yapmasını talep ediyor ABD. Bu da hiç kuşkusuz temel küresel dengesizliği düzeltmenin bir yolu. Ancak çok zaman alacağı gibi, Çin'i bilmediği, dolayısıyla ürktüğü yeni bir ekonomik yapılanmaya zorluyor. Çin bildiği yoldan fazla sapmak istemiyor. Zaten kriz temel dengesizliği değiştirmedi. Çin yine dış ticaret fazlası veriyor. İhracat düştü ama ithalatı da düştü. Dolarlar cinsinden varlıkları istif etmeye devam ediyor ve bu varlıkların gelecekte büyük değer kayıplarına uğramasından endişe ediyor. Çin için önemli olan dolarla ifade edilen enerji ve emtia fiyatlarının istikrarlı olması. Yarın öbür gün kriz bitiğinde enerji ve emtia fiyatlarının çıldırmasından korkuyor. Çin bir dünya parası yaratılmasını istiyor. Bu paranın değerini, dünyanın önde gelen ekonomilerinin büyüklükleri ile ağırlıklandırılmış paralarının değerleri belirleyecek. Bu parayı yaratmanın kuralları olacak. Dünya ticaretinin ihtiyacı kadar arzı esnek tutulacak ama ulusal bir ekonominin (yani ABD'nin) ulusal ihtiyaçlarına göre de basılmayacak. Bu para IMF bünyesinde sınırlı kullanımı olan SDR'lerin (özel çekiliş hakları) kapsamı ve işlevi genişletilerek yaratılacak ve bu dünya parası adım adım doların uluslararası rezerv olarak yerini alacak. Bu öneri hem teknik olarak uluslararası finans sisteminin istikrarını sağlamada daha etkili olacaktır hem de daha adil bir küresel ekonominin oluşmasına yardımcı olabilir. Ama ABD'nin hiç işine gelmez. Doların egemenliğinin son bulması demek, ABD'nin bütçe ve cari açıklarını kontrol altında tutmak zorunda kalması demektir. Askeri harcamalarını artırırken bu artışın tümüyle Amerikan vergi mükelleflerinin sırtına bineceğini kabul etmesi demektir. Kısacası, ABD'nin tek süper güç olmaktan çıkarak primus inter pares (eşitler arasında birinci) olmayı kabullenmesi demektir. ABD direnecektir. Dünyanın 3 no'lu dolar rezervi sahibi olarak Rusya, Çin'i destekleyecektir. AB ekonomik olarak Çin'i destekler ama siyaseten ABD'yi de satmak istemeyebilir. Çin ağırlığını koymuştur. Buradan geri dönüş yoktur. Yeni düzen zaman alacaktır ama doların gün batımı da başlamıştır.