İngiltere seçimleri: Hiçbir parti mecliste çoğunluğu sağlayamazsa süreç nasıl işliyor?

İngiltere seçimleri: Hiçbir parti mecliste çoğunluğu sağlayamazsa süreç nasıl işliyor?

İngiltere'de yapılan seçimlerde sandık çıkış anketleri, Muhafazakâr Parti'nin birinci parti olduğunu ancak mecliste çoğunluğu sağlamasının kesin olmadığını ortaya koyuyor.

Peki Muhafazakâr Parti'nin çoğunluğu sağlayamaması durumunda ne olacak? Bu durumdaki olası senaryolarla ilgili merak edilen soruları derledik.

Bu, her koşulda geçerli bir kural değil. Seçimlerde en çok oy alan parti normal şartlarda seçimi kazanmış sayılıyor ve genelde bu partinin genel başkanı ülkenin başbakanı oluyor.

Ancak, birinci partinin mecliste çoğunluğu sağlayamaması durumunda, sandıktan ikinci çıkan partinin de iktidara gelme ihtimali ortaya çıkmış olacak.

İngiltere'de dar bölge seçim sistemi uygulanıyor. Ülke 650 seçim bölgesine bölünmüş durumda ve her seçim bölgesinde en fazla oyu alan aday milletvekili seçiliyor.

Mecliste çoğunluk elde etmek için toplam koltuk sayısının yarısından bir fazlasına yani 326'ya ulaşmak gerekiyor.

Yeni hükümeti kimin kuracağı belli olana kadar Muhafazakârlar iktidarda kalmaya devam edecek. Theresa May de eğer istifa etmezse bu durumda başbakan olmayı sürdürecek. Bu süreçte partiler arasında koalisyon görüşmeleri başlayacak. Bu sürecin sonunda ya May ya da İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn başbakan olacak.

Bu süreçte bir olasılık koalisyon. Bir diğer olasılık da bu partilerin kendi başlarına hareket etmesi ve küçük partilerin desteğiyle azınlık hükümeti kurmaya çalışması.

Theresa May mecliste çoğunluğun desteğini elde etmeyi başarması durumunda başbakan olarak kalabilecek.

Ancak bunun olamayacağı, Jeremy Corbyn'in ise bunu kendisinin elde edebileceği kesinleşirse, istifası beklenecek. Bunun ardından Corbyn başbakan olacak.

Ancak Corbyn'in çabalarına başlaması için May'in durumunun kesinleşmesini beklemesi gerekmiyor. May görüşmelerini sürdürürken Corbyn de kendi görüşmelerini yürütebilir. Hatta liderlerin aynı partilerle görüşmeleri de mümkün.

Resmi olarak bir zaman kısıtlaması bulunmuyor. 2010 yılındaki seçimlerde hiçbir parti mecliste çoğunluğu sağlayamamıştı.

Partiler arasında beş gün süren görüşmelerin sonunda koalisyon kurulmuştu.

Brexit yani AB'den ayrılma görüşmelerinin 19 Haziran'da başlaması planlanıyor.

Ancak bu süreye kadar hükümetin kurulamaması durumunda İngiltere, AB'den görüşmelere başlama tarihini uzatmasını isteyebilir.

Kraliçe, kendisine mecliste çoğunluğu elde ettiğini söyleyen lidere hükümeti kurma yetkisi verecek.

Kraliçe'nin parti politikalarına müdahil olma hakkı bulunmuyor. Dolayısıyla başbakanı kendisinin seçeceği bir durum olmayacak.

Koalisyon hükümeti ihtimali 2010'a göre daha zayıf olarak görülüyor.

İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn seçim kampanyası döneminde koalisyona karşı olduğunu söylemişti.

İşçi Partisi'nin olası koalisyon ortaklarından İskoç Ulusal Partisi ve Liberal Demokratlar da bugüne kadar yaptıkları açıklamalarda herhangi bir koalisyona girmeyeceklerini açıkladı.

Kuzey İrlanda partisi DUP (Demokratik Birlik Partisi), hiçbir partinin mecliste çoğunluğu sağlayamaması durumunda müzkarelerde güçlü konumda olduğunu açıklayarak Muhafazakâr Parti'yle görüşmelere göz kırptı.

Muhafazakâr Parti ve İşçi Partisi mecliste çoğunluğun desteğini elde etmeyi başaramasa bile azınlık hükümeti kurabiliyor.

Sinn Fein seçimlere girse de meclise milletvekili göndermiyor. Sinn Fein'in beş milletvekili kazanması durumunda mecliste çoğunluk sayısı 323 oluyor.

Evet kurabiliyor. Kamuoyunun böyle bir hükümeti benimseyip benimsemeyeceği ise şüpheli.

Britanya'da daha önce de azınlık hükümetleri kuruldu. Azınlık hükümeti durumunda hükümet, Avam Kamarası'ndaki oylamalarda, küçük partilerle ittifaklar kurmak ve anlaşmaya gitmek zorunda olacak. Ancak hükümet partisi bir başka partiyle 'güven ve tedarik' anlaşmasına gidebilir.

Bu mümkün. Daha önce Westminster'da azınlık hükümetleri kurulduğunda başbakan, mecliste çoğunluğun desteğini elde etmek için ilk fırsatta seçime gitme yolunu seçti. Ya da muhalefet yeni bir seçimi zorladı.

Bununla birlikte Muhafazakâr Parti ve Liberal Demokratlar'ın 2010 yılında meclisten geçirdikleri yasaya göre seçimlerin yapılabilmesi için iki şart gerekiyor:

-Mecliste milletvekillerinin üçte ikisi buna onay vermeli ki bu hem Muhafazakârların hem de İşçi Partisi'nin desteğinin gerektiği anlamına geliyor.

-Basit çoğunluktaki milletvekillerinin bir gensoru önergesini onaylaması gerekiyor. Bu durumda en geç 14 gün içinde seçim çağrısı yapılmalı.

Bu kısım epey muğlak zira İngiltere'de yazılı bir anayasa bulunmuyor.

Uzmanlar, kimsenin hükümet kuramadığı bir durumda neler yaşanabileceği konusunda bölünmüş durumda.

Bazı farklı senaryolar var:

- Eğer Avam Kamarası'ndan bir gensoru önergesi geçerse başbakan görevi partisinden başka birine bırakabilir. Bu kişi de, 14 günlük süreç içinde yeniden güven oyu girişiminde bulunabilir.

- Başbakan istifa edip görevi muhalefet liderine devredebilir. Yeni başbakan da ülkeyi 2020'ye kadar yönetebilir. Bu, hükümetin seçimsiz değişmesi demek ki daha önce İngiltere tarihinde hiç yaşanmadı.