Yalçın Küçük: Güney aklımıza tecavüz ediyor

Yalçın Küçük: Güney aklımıza tecavüz ediyor
Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Prof. Dr. Yalçık Küçük, Tuncay Güney için ‘Hepimizin aklını perişan etmek için getirilmiş bir adamdır’ dedi. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan ve dün akşam serbest bırakılan Prof. Dr. Yalçın Küçük, "Tuncay Güney, bizim aklımıza tecavüz eden bir adamdır. Hepimizin aklını perişan etmek için getirilmiş bir adamdır" dedi. Balat'taki evinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Küçük, ne emniyette, ne savcılıkta, ne de tutuklayan yargıç önünde, "Ergenekon"dan suçlandığını söyledi. "Ben başka konularda suçlanmadım da, benim adımın etrafında, o konularda mırıldanmalar vardı" diyen Küçük, kendisiyle ilgili savcılıkta ciddi bir suç unsurunun olmadığını ileri sürdü. Yalçın Küçük, şu görüşleri savundu: "Hem savcılık makamında, hem de beni tutuklayan yargıç önündeki duruma baktığımda, ortada ne savcılık makamını, ne beni tutuklayan hakimi göremiyorsunuz. Sadece emniyet var. Son çözümlemede beni emniyet tutukladı diyebilirim. Bu söylediklerim ise Yargıçlar ve Savcılar Birliğinin (YARSAV) açıklamalarını teyit eden bir noktadır. Bu tutuklanma hukukun bittiğini, yokluğunu anlatır. Ben bunu söyleyebilir miyim? Bunu söyleyebilecek en uygun insanlardan birisiyim. Çünkü hayatım dava edilmekle, yargılanmakla, gözaltına alınmakla, hapishanelere konmakla geçti. Ben 12 Eylül Devlet Güvenlik Mahkemelerinde (DGM) en çok yargılanan adamım. 12 Eylül DGM'lerinde hukuk vardı, ama hukuka uydurmak ihtiyacını duyarlardı. Beni 12 Eylül'de yargılayan DGM'lerde en beğenmediğin savcı veya yargıç, emniyetin yazdıklarını bire bir söylemezlerdi. Her şeye rağmen bir hukukçu varlığı vardı. Burada yoktur." Küçük, bir gazetecinin sorusu üzerine, sorgu sırasında kendisini hiçbir şeyin etkilemediğini söyledi. Telefon konuşmaları Sorgu sırasında kendisinin hiç suçlanmadığını, Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu ile yedikleri yemeklerin sorulduğunu kaydeden Küçük, şu görüşleri ileri sürdü: "Bir yandan benim Kemalist olmadığımı göstermeye kalktılar, bir yandan da benim Kürtler ile olan politikalarımı getirdiler. Bunları da 'mır mır' ettiler ve beni hiçbir şey rahatsız etmedi. Türkiye devletinde nasıl oluyor bu kadar fütursuzca her konuşmanız dinlenmiş. Ama ben kendimden çok memnunum. Beni 'Telefonda niye gizli şeyler konuşmuyorsun, niye bu kadar dikkatlisin, nerede konuşuyorsun?' diye azarladılar. Benim telefon kayıtlarımdan biri aramış, bende ona söyledim, 'Sen beni Zekeriya Öz'e mi ihbar ediyorsun. Zaten şu anda beni dinliyor' dedim. O da var kayıtlarda. Sadece bir duman, bir hava yaratmak istiyorlardı. O yarattıkları hava ve duman da benim tutuklanmama yetti. Ancak benim tahliye kararımı veren bir heyettir. Bu heyet 13. heyettir. Çok enteresan. Olağanüstü bir karar. 'Kaçmaz, etmez', onun için değil, bunlara göre 'Böyle bir insan tutuklanamaz' dediler. Ama sonunda ben sanık oldum. Bu da benim onurumdur. Orada bir şey tartışılmıyor. Orada bir Cumhuriyet savaşı var. Eski ülkücüler, solcuların bir kısmı ve Kemalistler orada Cumhuriyeti savunuyorlar. Ben televizyonda söyledim. Bu dava açıldıktan sonra iddia makamı değişti dedim. Şu anda iyi gidiyorlar." ‘Devlet beni takip etmezse üzülürüm’ Prof. Dr. Yalçın Küçük, "Ne kadar zamandır sizi dinliyorlarmış, ne kadar süreçten sizi sorguladılar?" sorusuna karşılık, şunları söyledi: "Herkesin kendisine has bir düşüncesi vardır. Ben bir yere çocukluğumdan beri gittiğim zaman bu devlet beni takip etmezse, bu devlet beni ciddiye almıyor diye çok üzülürüm. Ben her şeyimin takip edileceğini bilirim. Çok da yanlış yapmışlar. Galiba Sabih bey, Yargıtay Üyesi Hamdi Yaver Aktan, benim avukatım olan Hasan Fehmi Demir ile bir yemeğimizi takip etmişler. Ama yanlış da işler yapmışlar. Yemeği, protokol işini bir astsubayın yaptığını, otomobillerimizin jandarmalar tarafından korunduğunu söylemişler. Öyle bir şey yok. Bizi hep takip ederler. Benim dinlenen telefonlarımda, İlhan Selçuk'un ki gibi hiçbir özel telefon yoktur. Ama ben 2 senedir bekliyordum bunu çok dikkat ediyordum. Daha önce 7 aydır bu kampanya devam ediyordu. Hiçbir arkadaşımla ciddi olarak şakalaşmıyordum, konuşmuyordum. Çok resmi konuşmalardı. Yazıktır bumemlekete." "Soruşturma sonucunda bu işin sonucu nereye varır?" sorusu üzerine Küçük, şu iddialarda bulundu: "Benim dışımdaki bir takım gelişmelerle, hedefin orada olduğu bir senaryo olduğu ortaya çıktı. Şimdi şu anda artık herkesin önünde bir senaryo var. Bu iddianame çok açık olarak diyor ki, 'Ergenekon eşittir Türk Ordusudur'. Tuncay Güney, bizim aklımıza tecavüz eden bir adamdır. Hepimizin aklını perişan etmek için getirilmiş bir adamdır. Söylediklerinin hiç bir tutarlılığı yoktur." Cezaevindekiler Yalçın Küçük, ceza evindeki kuvvet komutanlarının çok iyi olduklarını belirterek, şöyle konuştu: "Hurşit paşayı çok iyi buldum. Bir an evvel çıkması lazım. Bir paşaya orası yakışmaz. Ben onları görmekten moral buldum. Benim gitmemden çok hoşlandılar, sanırım tahliye olmama da çok sevindiler. Onları televizyonlarda savunan tek adam olarak beni görüyorlar. Onun için çok moral buldular. Ben onları sanık olarak görmüyorum. Onlar Cumhuriyeti savunuyorlar. Sağdan ülkücülükten gelenler var. Onlar da Türkiye'nin bölündüğünü gördüler. MHP'nin buna duyarlı olmadığını görünce, eleştiriye başladılar. Onlar Susurluk'ta yaptıkları için orada değiller. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin stepnelerine muhalefet ettikleri için oradalar. Avukata gittikten sonra hepsini gördüm. Hepsi benim tutuklanmamı beklemişler, çünkü ben tutuklandığım zaman bu davanın niteliğinin ortaya çıkacağına dair mistik bir inançları varmış. 7 Ocaktan sonraki gelişmeler, davayı bambaşka bir boyuta getirdi. Biz Doğan Avcıoğlu ile birlikte orducu sosyalistleriz. Biz ordu olmadan Türkiye'nin daha ileriye götürülemeyeceğine inananlardanız." Prof. Dr. Küçük, çeşitli illerde yapılan kazılarda ortaya çıkan mühimmatla ilgili olarak da, onların ne olduğunun daha bilinmediğini ileri sürerek, "Ama ordu mühimmatı oraya atmaz. Onlar başka işlerdir. Kim koymuş bilemiyoruz" dedi.