Yeniden ve ısrarla demokratik açılım

Yeniden ve ısrarla demokratik açılım

MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE

9 Mart 2012 Zaman

Başbakan'ın sözleri, çözüm için yeni bir başlangıç. Veya, zaten devam eden çözüm hamlelerinin ete kemiğe bürünmesi, somut bir iradeye dönüşmesi.

 

"Bedeli ne olursa olsun bu meseleyi çözeceğim" diyorsa, bu sözün önü ve arkası dolu demektir. Başbakan bir kanaat önderi değil. Kürt sorununun aktörlerinden biri de değil. Doğrudan çözümü bulacak ve gerçekleştirecek güç onun ellerinde. O karar vermişse, herkesi karar vermeye zorlayabilir. Hiç olmazsa ikna edebilir. "Samimiyetimizi görün" dediğine göre, niyetinde kararlı. Nitekim sözleri, süreçleri ve aktörleri etkilemek ve tavır almaya zorlamak üzere cımbızla seçilmiş görünüyor. MHP'yi "destek vermemekle" suçluyor, onu en hassas olduğu mesele ile, şehit cenazeleriyle vuruyor. CHP'yi köstek olmakla, BDP'yi sorunu istismar etmekle suçluyor. Ve hepsine "ben kararlıyım çözeceğim, siz de hesabınızı yapın, tavrınızı belirleyin" mesajı veriyor. Bize dönüp, bu sorunun karmaşık bir mesele olduğunu söylüyor. Silah tüccarlarını, uyuşturucu kartellerini, uluslararası ekonomik ve siyasî dengeleri nazara veriyor. Demek ki bizden, atacağı adımlar için anlayış, sabır ve destek bekliyor.

"Son nefesime kadar bu uğurda mücadele edeceğim" sözü, Başbakan'a ait olduğuna göre vardığımız kavşak noktasının önemini fark etmemiz lâzım. Bu sözleri sadece biz değil, çözümden yana olanlar da, kanın akmasını isteyenler de merceğin altına yatırıp inceliyor. Kendilerine verilen mesajı eksiksiz ve doğru anlamaya çalışıyorlar. Son yılların en net ve sonuç alıcı hamlesi, bütün taşları yerinden oynatıyor.

İktidarının onuncu yılında, Cumhuriyet tarihinin en güçlü ve rakipsiz başbakanı Kürt sorununu çözme iradesini ortaya koyuyor. Devlet içindeki iktidar mücadelesi, Kürt sorununu sürüncemede bırakan ve kangren haline getiren temel sebeplerden biriydi. Vesayeti sürdürmeye çalışan darbecilerin en önemli iktidar gerekçelerinden biri bu sorundu. Öcalan yakalandığında, "terörü kontrol edilebilir düzeyde sürdürmesi ricası" 28 Şubatçılar tarafından bu yüzden yapılmıştı. Askerî vesayet sona erdiğine göre, devlet içinde "terörden medet umanlar" kalmadı. Sorun tek kişinin elinde ve önünde çözüm masasına yatırıldı. Güçlü ve rakipsiz bir iktidarın, çözümü erteleme ve bahane bulma lüksü de kalmadı.

Başbakan'ın Kürt sorunu konusunda sergilediği çözüm iradesinin ve mesajlarının anlamı, bir başka gündemle mukayese edilerek tartılabilir. Başbakan anayasa konusunda hiç konuşmuyor. Anayasayı gerçekten isteyip istemediği tartışmalarına çıkıp son noktayı koymuyor. Değişik ihtimaller var. Birincisi Başbakan'ın anayasa takvimi kafasında işleyen bir takvime bağlı. Konuya girdiği zaman sonuç almak istiyor ve zamanlamayı buna ayarlıyor. İkincisi, CHP'nin ve MHP'nin restleşmesini ve sertleşmesini geciktirerek, sessizliği ile uzlaşma ortamına katkıda bulunmaya çalışıyor. Üçüncü ihtimal: Başbakan yeni anayasayı istemiyor. Anayasa mevcut hali ile onu güçlü ve etkili kılıyor. Yenisinde aynı gücü elde etmesi zor. Son ihtimal akla yakın değil; çünkü anayasayı yapamamış bir AK Parti'nin ve liderinin geleceği olamaz. Yeni anayasayı yapmak, AK Parti'nin on yılda vücuda getirdiği eserin önüne bir kitabe yerleştirmek demek. Bu kitabe geçmişi hatırlatacak ve geleceğe yol gösterecek. Esere de kalıcılık ve sağlamlık kazandıracak.

Ancak Başbakan'ın sessizliği anayasa konusundaki kamuoyuna yerleşen karamsarlığı ve umutsuzluğu açıklıyor. Başbakan anayasayı gündemine aldığı anda bu karamsar bulutların dağılmasını ve kamuoyunun tekrar harekete geçmesini bekleyebiliriz.

Başbakan'ın kamuoyunu biçimlendirme, gündem oluşturma yeteneği, elindeki devlet iktidarı ile bütünleştiği zaman Kürt sorununun çözümü ufukta görünüyor. Bizi ikna edebilecek ve tek başına çözümü inşa edebilecek bir güç bu.

Kuzey Irak'ta Barzani etrafındaki gelişmelerden, İmralı'dan gelen mesajlara ve BDP'lilerin kurmaya çalıştığı hassas dengelere kadar son günlerin ipuçları, Başbakan'ın bu açık ve kesin iradesi ile bir araya geldiği zaman çözüm adına büyük anlamlar kazanıyor. Hatta son günlerde yakalanan patlayıcıları ve eylem hazırlıklarını da bu tabloya eklemek lâzım. Çözüm yaklaştıkça, çözümsüzlük her türlü vasıtaya başvuracak. Pazarlık masasındakiler ellerindeki kozu kendi ağırlık hesaplamalarıyla artırmaya çalışacak.

Bu sefer çözüm çok yakın görünüyor. Hadi hayırlısı